Çalışma Saatleri 09:00 - 18:00
Pazar- Kapalı
Doç. Dr. Onur Taşar / Kalp Hastalıkları  / Kalp Krizi Nedir? Belirtileri, Nedenleri ve Tedavisi
Kalp Krizi Nedir

Kalp Krizi Nedir? Belirtileri, Nedenleri ve Tedavisi

Kalp krizi, kalp kasının bir bölümüne giden kan akımının aniden azalması veya kesilmesi sonucunda kalp kası hücrelerinin zarar görmeye başlamasıdır. Tıbbi adı miyokard enfarktüsüdür. En sık neden, kalbi besleyen koroner arterlerde bulunan aterosklerotik bir plağın yüzeyinin bozulması ve bunun üzerinde pıhtı oluşmasıdır. Kalp krizinin en bilinen belirtisi göğüste baskı, sıkışma veya ağırlık hissidir; ancak nefes darlığı, soğuk terleme, bulantı, sırta, çeneye veya kollara yayılan rahatsızlık da görülebilir.

Kalp krizi tıbbi bir acildir. Yeni başlayan ve kalp krizini düşündüren göğüs baskısı veya sıkışması varsa, özellikle buna nefes darlığı, terleme, bulantı, baş dönmesi veya üst vücuda yayılan ağrı eşlik ediyorsa belirtilerin geçmesini beklemek yerine 112 Acil Çağrı Merkezi aranmalıdır. Kalp kasına giden kan akımının erken dönemde yeniden sağlanması, zarar görebilecek kalp kası miktarının azaltılması açısından önemlidir.

Kalp krizi her hastada aynı şekilde ortaya çıkmaz. Bazı kişilerde belirtiler çok belirginken bazı kişilerde mide rahatsızlığı, olağan dışı yorgunluk veya hafif nefes darlığı gibi daha kolay gözden kaçabilecek şikâyetler görülebilir. Bu nedenle kalp krizi değerlendirmesinde yalnızca ağrının şiddetine değil; belirtilerin özelliklerine, kişinin risk faktörlerine, EKG ve troponin gibi tetkiklere birlikte bakılır.

Kalp Krizi Nedir?

Kalbin çalışabilmesi için kalp kasının sürekli oksijen ve besin alması gerekir. Bu ihtiyacı kalbin dış yüzeyinde ilerleyen koroner arterler karşılar. Koroner arterlerden birindeki kan akımı ciddi biçimde azaldığında kalp kasının ilgili bölümü yeterli oksijen alamaz.

Kan akımındaki bozulma kısa sürede düzelmezse kalp kası hücrelerinde geri dönüşü olmayan hasar başlayabilir. Kalp kasında gelişen bu hasar miyokard enfarktüsü olarak adlandırılır.

Kalp krizinin en sık nedeni koroner arterlerde gelişen aterosklerozdur. Yıllar içerisinde damar duvarında kolesterol içeren plaklar oluşabilir. Bu plakların yüzeyinde ani bir bozulma meydana geldiğinde vücut bölgede pıhtı oluşturabilir. Pıhtı damarın içini kısmen veya tamamen kapatırsa kalp kasına ulaşan kan miktarı hızla azalabilir.

Kalp krizinin erken tanı ve tedavisinin önemli olmasının temel nedeni budur. Kalp kası uzun süre oksijensiz kaldıkça kalıcı hasar ihtimali artar.

Kalp Krizi Belirtileri Nelerdir?

Kalp krizinin belirtileri kişiden kişiye farklılık gösterebilir. En sık karşılaşılan belirtilerden biri göğsün orta bölümünde hissedilen baskı, sıkışma, ağırlık veya rahatsızlıktır.

Kalp krizinde görülebilecek belirtiler arasında:

  • Göğüste baskı, sıkışma veya ağırlık hissi
  • Göğüs ağrısı
  • Kollara yayılan ağrı veya rahatsızlık
  • Omuz, sırt, boyun veya çeneye yayılan ağrı
  • Nefes darlığı
  • Soğuk terleme
  • Bulantı veya kusma
  • Baş dönmesi
  • Bayılacak gibi olma
  • Ani halsizlik
  • Olağan dışı yorgunluk
  • Çarpıntı

bulunabilir.

Kalp krizinin mutlaka çok şiddetli bir göğüs ağrısıyla başlaması gerekmez. Bazı hastalar göğüsteki hissi ağrıdan çok “baskı”, “sıkışma”, “ağırlık” veya “göğsümün üzerinde bir şey varmış gibi” şeklinde tarif edebilir.

Belirtiler aniden başlayabileceği gibi daha yavaş gelişebilir, azalıp yeniden ortaya çıkabilir. Bu nedenle şikâyetin zaman zaman geçmesi kalp krizini kesin olarak dışlamaz.

Kalp Krizi Ağrısı Nasıl Olur?

Kalp krizine bağlı göğüs rahatsızlığı çoğunlukla göğsün ortasında veya orta-sol bölümünde hissedilir. Keskin ve noktasal bir ağrıdan ziyade baskı, sıkışma, ezilme veya ağırlık şeklinde tarif edilmesi daha tipiktir.

Bazı kişilerde ise ağrıdan çok yanma veya hazımsızlık benzeri bir rahatsızlık olabilir. Bu durum kalp krizinin mide veya reflü problemiyle karıştırılmasına neden olabilir.

Kalp krizine bağlı rahatsızlık istirahat sırasında başlayabileceği gibi fiziksel aktivite sırasında da gelişebilir. Kişinin yalnızca ağrının şiddetine bakarak kalp krizi olup olmadığına karar vermesi mümkün değildir.

Hafif bir göğüs rahatsızlığı önemli bir kalp problemiyle ilişkili olabilirken çok şiddetli göğüs ağrısının kalp dışı nedenleri de bulunabilir.

Kalp Krizi Ağrısı Nereye Vurur?

Kalp krizine bağlı rahatsızlık göğüste başlayıp vücudun farklı bölgelerine yayılabilir.

Ağrı veya baskı:

  • Sol kola
  • Sağ kola
  • Her iki kola
  • Omuzlara
  • Sırta
  • Boyuna
  • Alt çeneye
  • Üst karın bölgesine

yayılabilir.

Toplumda kalp krizinin mutlaka sol kola ağrı yaptığı düşünülse de bu doğru değildir. Bazı hastalarda sağ kol veya her iki kol etkilenebilir. Bazı kişilerde ise göğüs ağrısından çok çene, sırt veya üst karın rahatsızlığı ön planda olabilir.

Bu nedenle sol kol ağrısının bulunmaması kalp krizini dışlamaz.

Kalp Krizi Ağrısı Kaç Dakika Sürer?

Kalp krizine bağlı göğüs rahatsızlığı genellikle birkaç saniye süren kısa batmalardan farklıdır. Şikâyet birkaç dakika boyunca devam edebilir veya azalıp tekrar başlayabilir.

Ancak kalp krizinden şüphelenildiğinde belirli bir sürenin dolmasını beklemek doğru değildir. “10 dakika bekleyeyim, geçmezse yardım isterim” şeklindeki yaklaşım özellikle kalp krizini güçlü şekilde düşündüren belirtiler varsa zaman kaybına yol açabilir.

Yeni başlayan göğüs baskısı veya sıkışmasına nefes darlığı, terleme, bulantı, baş dönmesi veya kola, sırta ya da çeneye yayılan ağrı eşlik ediyorsa 112 aranmalıdır.

Kalp Krizi Öncesinde Belirti Olur mu?

Bazı kişiler kalp krizinden önce efor sırasında göğüste baskı, nefes darlığı veya çabuk yorulma gibi koroner damar hastalığını düşündürebilecek şikâyetler yaşayabilir. Bu belirtiler kalp kasının ihtiyacı kadar kan alamadığı angina tablosuyla ilişkili olabilir.

Ancak her kalp krizi öncesinde mutlaka uyarıcı bir belirti ortaya çıkmaz. Bazı hastalarda kalp krizi daha önce belirgin bir şikâyet olmadan gelişebilir.

Bu nedenle “kalp krizi günler öncesinden mutlaka belirti verir” şeklinde bir genelleme doğru değildir.

Kadınlarda Kalp Krizi Belirtileri Farklı Olabilir mi?

Kadınlarda da kalp krizinin en sık görülen belirtilerinden biri göğüs ağrısı veya göğüste rahatsızlık hissidir. Bununla birlikte bazı kadınlarda göğüs şikâyetine ek olarak veya daha belirgin şekilde nefes darlığı, sırt veya çene ağrısı, bulantı, halsizlik ve olağan dışı yorgunluk görülebilir.

Bu nedenle “kadınlarda kalp krizi göğüs ağrısı yapmaz” şeklindeki ifade doğru değildir. Göğüs rahatsızlığı kadınlarda da önemli bir belirtidir.

Asıl önemli nokta, kalp krizinin her kişide aynı belirtilerle ortaya çıkmayabileceğini bilmektir.

Sessiz Kalp Krizi Nedir?

Sessiz kalp krizi, kalp kasında enfarktüs gelişmesine rağmen kişinin tipik kalp krizi belirtilerini yaşamaması veya yaşadığı belirtilerin kalp krizi olduğunu fark etmemesidir.

Kişi o sırada yalnızca:

  • Hafif göğüs rahatsızlığı
  • Halsizlik
  • Nefes darlığı
  • Bulantı
  • Mide rahatsızlığı
  • Olağan dışı yorgunluk

yaşamış olabilir.

Bu belirtiler mide problemi, stres veya yorgunluk olarak yorumlandığında geçirilen olay fark edilmeyebilir.

Daha sonra yapılan EKG, ekokardiyografi veya kardiyak görüntüleme yöntemleri geçmişte kalp kasında hasar oluşmuş olabileceğini gösterebilir.

Sessiz geçirilmiş olması kalp krizinin önemsiz olduğu anlamına gelmez. Özellikle diyabet gibi bazı durumlarda kalp krizinin daha az belirgin belirtilerle ortaya çıkma ihtimali bulunabilir.

Kalp Krizi Uykuda Olabilir mi?

Evet. Kalp krizi kişinin uyuduğu veya dinlendiği sırada da gelişebilir. Kalp krizi yalnızca koşarken, spor yaparken veya yoğun fiziksel efor sırasında ortaya çıkan bir durum değildir.

Gece uykudan göğüs baskısı, nefes darlığı, soğuk terleme veya üst vücuda yayılan ağrıyla uyanmak ciddiye alınmalıdır.

Gece ortaya çıkan göğüs yanması reflü gibi sindirim sistemi hastalıklarından kaynaklanabilir ancak yalnızca belirtinin gece başlamasına bakarak kalp kaynaklı bir problemi dışlamak mümkün değildir.

Kalp Krizi ile Kalp Durması Aynı Şey mi?

Hayır. Kalp krizi ile kalp durması farklı durumlardır.

Kalp krizinde, koroner damarlardaki kan akımının bozulması nedeniyle kalp kasının bir bölümü yeterli oksijen alamaz ve zarar görmeye başlar.

Kalp durmasında ise kalp vücuda etkili şekilde kan pompalamayı aniden bırakır. Kişi bilincini kaybeder ve normal şekilde nefes alamaz.

Kalp krizi bazı hastalarda ciddi ritim bozukluklarına neden olarak kalp durmasına yol açabilir. Ancak her kalp krizi kalp durmasıyla sonuçlanmaz.

Kalp Krizi Neden Olur?

Kalp krizlerinin önemli bir bölümünün temelinde aterosklerotik koroner arter hastalığı bulunur. Damar duvarında yıllar içerisinde gelişen aterosklerotik plağın yüzeyinde bozulma meydana gelirse o bölgede pıhtı oluşabilir.

Pıhtı koroner arter içerisindeki kan akımını ciddi şekilde azaltabilir veya tamamen durdurabilir. Bunun sonucunda kalp kasının ilgili bölümü oksijensiz kalır.

Bununla birlikte her miyokard enfarktüsü klasik plak yırtılması nedeniyle ortaya çıkmaz. Bazı hastalarda:

  • Koroner arter spazmı
  • Spontan koroner arter diseksiyonu
  • Koroner emboli
  • Kalbin oksijen ihtiyacında ciddi artış
  • Kandaki oksijen sunumunda ciddi azalma
  • Bazı ağır ritim bozuklukları

gibi farklı mekanizmalar kalp kası hasarına neden olabilir.

Bu nedenle kalp krizi geçiren bir hastanın nedeninin ortaya konulması tedavi ve gelecekteki riskin azaltılması açısından önemlidir.

Kimlerde Kalp Krizi Riski Daha Yüksektir?

Kalp krizi riski tek bir nedene bağlı değildir. Birden fazla risk faktörü zaman içerisinde bir araya gelerek kişinin aterosklerotik kalp-damar hastalığı riskini artırabilir.

Önemli risk faktörleri arasında:

  • Sigara kullanımı
  • Yüksek LDL kolesterol
  • Hipertansiyon
  • Diyabet
  • Fazla kilo ve obezite
  • Fiziksel hareketsizlik
  • Sağlıksız beslenme
  • Kronik böbrek hastalığı
  • İleri yaş
  • Ailede erken yaşta kalp-damar hastalığı
  • Daha önce koroner arter hastalığı geçirilmiş olması

bulunur.

Kişinin tek bir risk faktörüne sahip olması mutlaka kalp krizi geçireceği anlamına gelmez. Bununla birlikte birden fazla risk faktörünün bir arada bulunması toplam kardiyovasküler riski önemli ölçüde artırabilir.

Genç Yaşta Kalp Krizi Neden Olur?

Kalp krizi ileri yaşlarda daha sık görülse de genç erişkinlerde de ortaya çıkabilir. Genç yaşta kalp krizi geliştiğinde klasik risk faktörlerinin yanı sıra bazı farklı nedenler daha ayrıntılı araştırılabilir.

Genç hastalarda özellikle:

  • Sigara kullanımı
  • Çok yüksek LDL kolesterol
  • Ailesel hiperkolesterolemi
  • Diyabet
  • Obezite
  • Güçlü aile öyküsü
  • Spontan koroner arter diseksiyonu
  • Koroner damar spazmı
  • Bazı doğumsal koroner arter anomalileri

önem taşıyabilir.

Genç olmak kalp krizi riskini tamamen ortadan kaldırmaz. Özellikle ailesinde erken yaşta kalp krizi bulunan veya LDL kolesterolü çok yüksek olan kişilerde kişisel risk değerlendirmesi önemlidir.

STEMI Nedir?

STEMI, kalp krizinin EKG’de belirli ST segment yükselmeleriyle seyreden tipidir. Çoğu durumda kalp kasının bir bölümüne kan sağlayan koroner arterde akut ve ciddi kan akımı kaybıyla ilişkilidir.

STEMI zaman açısından kritik bir durumdur. Tedavinin temel amacı kan akımını mümkün olduğunca hızlı yeniden sağlamaktır.

Uygun merkezlerde temel tedavi yöntemlerinden biri primer perkütan koroner girişimdir. Bu işlem sırasında koroner anjiyografi yapılarak tıkalı damar belirlenir ve gerekli olduğunda balon ve stent ile kan akımı yeniden sağlanır.

NSTEMI Nedir?

NSTEMI de kalp kasında hasar meydana gelen bir kalp krizidir ancak EKG’de STEMI’ye özgü kalıcı ST segment yükselmesi bulunmaz.

NSTEMI tanısında hastanın belirtileri, EKG bulguları ve özellikle kardiyak troponin sonuçları birlikte değerlendirilir.

NSTEMI’nin “hafif kalp krizi” olarak görülmesi doğru değildir. Hastanın risk durumuna göre erken koroner anjiyografi ve damar açıcı tedavi gerekebilir.

STEMI ve NSTEMI, akut koroner sendrom spektrumunun temel klinik tabloları arasında yer alır.

Kalp Krizi Nasıl Teşhis Edilir?

Kalp krizi tanısında hastanın şikâyetleri, muayene bulguları, EKG ve kardiyak troponin ölçümleri birlikte değerlendirilir.

Kalp krizi şüphesi bulunan bir hastada öncelikli amaçlardan biri, kalp kasına giden kan akımının acil olarak yeniden sağlanması gereken bir durumun bulunup bulunmadığını belirlemektir.

Tanıda kullanılabilecek temel yöntemler:

  • EKG
  • Kardiyak troponin
  • Fizik muayene
  • Ekokardiyografi
  • Koroner anjiyografi
  • Gerektiğinde ek kardiyak görüntüleme yöntemleri

olarak sıralanabilir.

Tek bir test her hastada bütün tanısal süreci açıklamaz. Bulgular birlikte değerlendirilir.

EKG’de Kalp Krizi Nasıl Anlaşılır?

EKG kalbin elektriksel aktivitesini kaydeder. Kalp kasına giden kan akımının bozulması EKG üzerinde çeşitli değişikliklere neden olabilir.

STEMI’de belirli derivasyonlarda ST segment yükselmeleri görülebilir. NSTEMI’de ise ST segment depresyonu, T dalgası değişiklikleri veya başka bulgular ortaya çıkabilir.

Ancak kalp krizinde EKG her zaman belirgin şekilde anormal olmak zorunda değildir.

Bu nedenle EKG sonucunun yalnızca “normal” veya “anormal” şeklinde değerlendirilmesi yeterli değildir. Şikâyetler ve troponin sonuçlarıyla birlikte yorumlanmalıdır.

EKG Normal Olursa Kalp Krizi Olmaz mı?

Hayır. İlk EKG’nin normal olması kalp krizini kesin olarak dışlamaz.

Özellikle belirtilerin erken döneminde veya NSTEMI bulunan bazı hastalarda ilk EKG’de belirgin değişiklik görülmeyebilir. Kalp krizi şüphesi devam ediyorsa seri EKG çekimleri ve troponin ölçümleri gerekebilir.

Bu nedenle ciddi veya yeni başlayan göğüs ağrısı bulunan kişinin yalnızca tek bir normal EKG sonucuna dayanarak kendi kendine “kalbimde sorun yok” sonucuna ulaşması doğru değildir.

Troponin Nedir?

Troponin kalp kası hücrelerinde bulunan proteinlerden biridir. Kalp kası hücreleri zarar gördüğünde kardiyak troponin kana geçebilir.

Bu nedenle troponin, kalp kası hasarını belirlemek için kullanılan en önemli biyobelirteçlerden biridir.

Günümüzde yüksek duyarlılıklı kardiyak troponin testleri kalp krizi şüphesi bulunan hastaların değerlendirilmesinde yaygın olarak kullanılmaktadır.

Ancak troponin yüksekliği tek başına kalp krizi anlamına gelmez. Kalp kasında hasara neden olabilecek başka hastalıklar da troponini yükseltebilir.

Troponin Kaç Olursa Kalp Krizi Olur?

Kalp krizi için herkes açısından geçerli tek bir troponin rakamı yoktur. Referans değer kullanılan test yöntemine ve laboratuvara göre değişebilir.

Kalp krizi tanısında önemli olan yalnızca troponinin yüksek olup olmadığı değildir. Troponinin zaman içerisindeki yükselme veya düşme paterni, hastanın belirtileri ve kalp kasında iskemi olduğuna ilişkin diğer bulgular birlikte değerlendirilir.

Bu nedenle internet üzerinde bulunan tek bir troponin sınırıyla kişisel laboratuvar sonucunu karşılaştırarak kalp krizi tanısı koymak doğru değildir.

Troponin Normal Çıkarsa Kalp Krizi Olmaz mı?

İlk troponin ölçümünün normal olması özellikle şikâyetlerin çok yeni başladığı bazı durumlarda kalp krizini hemen dışlamayabilir.

Kalp kasındaki hasarın ardından troponinin kanda ölçülebilir düzeye ulaşması zaman alabilir. Yüksek duyarlılıklı testler bu süreci daha erken yakalayabilse de klinik şüphe devam ediyorsa seri ölçümler yapılabilir.

Bu nedenle değerlendirme doktor tarafından tamamlanmadan yalnızca ilk troponin sonucuna bakarak karar verilmemelidir.

Ekokardiyografi Kalp Krizinde Neden Yapılır?

Ekokardiyografi kalbin yapısını ve hareketlerini ultrason yöntemiyle değerlendiren bir görüntüleme yöntemidir.

Kalp krizi sonrasında ekokardiyografi ile:

  • Kalp kasının hangi bölgelerinin yeterince kasılmadığı
  • Kalbin pompalama gücü
  • Ejeksiyon fraksiyonu
  • Kalp kapaklarının durumu
  • Bazı mekanik komplikasyonlar
  • Kalp çevresindeki sıvı

değerlendirilebilir.

Kalp krizinin ardından kalbin pompalama gücünün belirlenmesi hastanın tedavisi ve uzun dönem takibi açısından önemlidir.

Koroner Anjiyografi Nedir?

Koroner anjiyografi kalbi besleyen damarların doğrudan görüntülenmesini sağlayan girişimsel bir yöntemdir.

Genellikle el bileğindeki radial arter veya bazı durumlarda kasıktaki femoral arter üzerinden ince bir kateter koroner damarlara ilerletilir. Kontrast madde verilerek damarların görüntüsü elde edilir.

Bu yöntem sayesinde:

  • Hangi damarın tıkalı olduğu
  • Darlığın yeri
  • Darlığın derecesi
  • Kaç damarın etkilendiği
  • Stent için uygun olup olmadığı

değerlendirilebilir.

Gerekli olduğunda aynı işlem sırasında balon ve stent uygulanabilir.

Kalp Krizinde Anjiyo Ne Zaman Yapılır?

Anjiyonun zamanlaması kalp krizinin tipine ve hastanın klinik riskine bağlıdır.

STEMI’de tıkalı damarın mümkün olduğunca hızlı açılması hedeflendiği için acil koroner anjiyografi ve primer PCI temel tedavi yöntemlerinden biridir.

NSTEMI’de ise anjiyografinin zamanlaması hastanın risk durumuna göre belirlenir. Devam eden göğüs ağrısı, ciddi dolaşım bozukluğu, ciddi ritim bozukluğu veya başka yüksek risk özellikleri varsa daha erken girişim gerekebilir.

Güncel akut koroner sendrom yaklaşımında invaziv tedavinin zamanlaması hastanın klinik özellikleri ve risk sınıflandırmasına göre bireyselleştirilir.

Kalp Krizinde Stent Nasıl Takılır?

Koroner anjiyografi sırasında kalp krizine neden olan tıkalı veya ciddi şekilde daralmış damar belirlendiğinde ince bir tel darlığın içerisinden geçirilir.

Damarın uygun bölümünde balon şişirilerek alan genişletilebilir. Ardından damarın açık kalmasına yardımcı olmak amacıyla stent yerleştirilebilir.

Stent, koroner arterin iç kısmına yerleştirilen küçük metal destek yapısıdır.

Günümüzde çoğunlukla ilaç salınımlı stentler kullanılır.

İşlem sonrasında stent içinde pıhtı oluşma riskini azaltmak amacıyla antiplatelet tedavinin düzenli kullanılması önemlidir.

Her Kalp Krizinde Stent Takılır mı?

Hayır. Kalp krizi geçiren her hastaya stent takılmaz.

Koroner anjiyografide görülen damar yapısı, kaç damarın etkilendiği, darlıkların konumu, hastanın genel sağlık durumu ve kalp krizinin nedeni tedavi seçimini belirler.

Bazı hastalarda stent uygun olurken bazı hastalarda bypass ameliyatı daha doğru seçenek olabilir. Bazı kalp krizlerinde ise büyük koroner damarlarda klasik tıkayıcı hastalık görülmeyebilir.

Bu nedenle kalp krizinin tedavisi her hastada aynı değildir.

Kalp Krizinde Bypass Ne Zaman Gerekebilir?

Koroner bypass ameliyatında kalbi besleyen ciddi şekilde daralmış veya tıkalı damarların ilerisine yeni kan yolları oluşturulur.

Bypass özellikle:

  • Yaygın çok damar hastalığı
  • Bazı sol ana koroner arter hastalıkları
  • Stent için uygun olmayan karmaşık damar yapıları
  • Belirli eşlik eden hastalıklar

bulunduğunda değerlendirilebilir.

Stent veya bypass seçimi yalnızca “kaç damar tıkalı?” sorusuna göre yapılmaz. Damarların anatomisi, hastanın yaşı, diyabet gibi eşlik eden hastalıkları ve genel klinik durumu birlikte değerlendirilir.

Kalp Krizi Nasıl Tedavi Edilir?

Kalp krizi tedavisindeki temel hedef, kalp kasına giden kan akımını mümkün olduğunca erken yeniden sağlamak ve yeni kalp-damar olaylarını önlemektir.

Hastanın durumuna göre tedavide:

  • Koroner anjiyografi
  • Balon ve stent
  • Uygun hastalarda fibrinolitik tedavi
  • Koroner bypass
  • Antiplatelet ilaçlar
  • Antikoagülanlar
  • Kolesterol düşürücü ilaçlar
  • Tansiyon ve kalbin iş yükünü düzenleyen ilaçlar
  • Ritim bozukluklarına yönelik tedaviler

kullanılabilir.

Tedavi STEMI veya NSTEMI olmasına, hangi damarların etkilendiğine ve hastanın genel durumuna göre planlanır.

Kalp Krizinde Pıhtı Eritici Tedavi Kullanılır mı?

Bazı STEMI hastalarında fibrinolitik olarak adlandırılan pıhtı eritici ilaçlar kullanılabilir.

Ancak uygun zamanda primer PCI yapılabiliyorsa koroner anjiyografi ve PCI genellikle tercih edilen reperfüzyon yöntemidir.

PCI’ye uygun sürede ulaşılamadığı belirli koşullarda ve kontrendikasyon bulunmadığında fibrinolitik tedavi değerlendirilebilir.

Pıhtı eritici ilaçlar ciddi kanama riski taşıyabileceği için herkese uygulanamaz.

Kalp Krizinden Sonra Kalp Ne Kadar Zarar Görür?

Kalp kasındaki hasarın miktarı her hastada aynı değildir.

Hasarın büyüklüğünü etkileyen başlıca faktörler:

  • Hangi koroner damarın etkilendiği
  • Tıkanıklığın yeri
  • Damarın tamamen mi kısmen mi kapandığı
  • Kalp kasının ne kadar süre oksijensiz kaldığı
  • Kan akımının ne kadar erken yeniden sağlandığı
  • Yan damar dolaşımının durumu

olarak sıralanabilir.

Kalp krizi sonrasında ekokardiyografi ile kalbin pompalama fonksiyonu değerlendirilir.

Kalp Krizinden Sonra Kalp Düzelir mi?

Kalp krizinden sonra kalbin ne kadar toparlanacağı oluşan hasarın büyüklüğüne bağlıdır.

Kalıcı olarak ölen kalp kası hücreleri eski haline dönmez ve zaman içerisinde o bölgede nedbe dokusu gelişebilir. Ancak kalp krizinden etkilenmiş fakat canlılığını tamamen kaybetmemiş bazı kalp kası bölgeleri zaman içerisinde fonksiyonlarını kısmen veya önemli ölçüde geri kazanabilir.

Bu nedenle kalp krizinin hemen ardından ölçülen kalp fonksiyonları daha sonraki aylarda değişebilir.

Bazı hastalar kalp krizinden sonra normal veya normale yakın kalp fonksiyonlarına sahip olurken geniş kalp kası hasarı bulunan kişilerde kalp yetersizliği gelişebilir.

Kalp Krizinin Komplikasyonları Nelerdir?

Kalp krizinin komplikasyonları etkilenen kalp kasının büyüklüğüne ve yerine göre değişebilir.

Olası komplikasyonlar arasında:

  • Kalp ritim bozuklukları
  • Kalp yetersizliği
  • Kardiyojenik şok
  • Kalp durması
  • Kalp kapaklarında fonksiyon bozukluğu
  • Kalp kasında mekanik komplikasyonlar
  • Kalp içerisinde pıhtı oluşumu
  • Tekrarlayan kalp krizi

yer alabilir.

Kalp krizinin özellikle ilk saatleri ciddi ritim bozuklukları açısından önem taşıdığı için hastane ortamında yakın takip yapılır.

Kalp Krizinden Sonra İyileşme Süreci

Kalp krizinden sonra iyileşme hastaneden taburcu olmakla tamamlanmaz. İlk haftalar ve aylar hem kalbin toparlanması hem de yeni bir kalp krizi riskinin azaltılması açısından önemlidir.

İyileşme sürecinin temel parçaları arasında:

  • İlaçların düzenli kullanılması
  • Kardiyoloji kontrolleri
  • LDL kolesterolün hedefe indirilmesi
  • Tansiyon kontrolü
  • Diyabet yönetimi
  • Sigaranın bırakılması
  • Sağlıklı beslenme
  • Uygun fiziksel aktivite
  • Kardiyak rehabilitasyon

bulunur.

Özellikle stent takılan hastaların antiplatelet ilaçlarını kendi kararıyla bırakması ciddi risk oluşturabilir.

Kardiyak Rehabilitasyon Nedir?

Kardiyak rehabilitasyon kalp krizi sonrasında hastanın güvenli şekilde günlük yaşama dönmesini destekleyen yapılandırılmış bir programdır.

Program yalnızca egzersizden oluşmaz. Fiziksel aktivitenin yanı sıra:

  • Risk faktörlerinin kontrolü
  • Beslenme
  • Sigaranın bırakılması
  • İlaç uyumu
  • Psikolojik destek
  • Sağlıklı yaşam alışkanlıkları

gibi alanları kapsayabilir.

Akut koroner sendrom sonrası kardiyak rehabilitasyona yönlendirme güncel kılavuzlarda ikincil korunmanın önemli bileşenlerinden biri olarak yer almaktadır.

Kalp Krizinden Sonra Tekrar Kalp Krizi Olur mu?

Evet. Daha önce kalp krizi geçirmek gelecekte yeni bir kalp krizi veya farklı bir aterosklerotik damar olayı açısından riskin arttığını gösterir.

Kalp krizine neden olan ateroskleroz yalnızca stent takılan bölgeden ibaret değildir. Koroner damarların başka bölgelerinde de aterosklerotik plaklar bulunabilir.

Bu nedenle stentin başarıyla takılması “kalp hastalığı tamamen bitti” anlamına gelmez.

İkinci Kalp Krizi Riski Nasıl Azaltılır?

İkinci kalp krizinden korunmada temel amaç bütün değiştirilebilir risk faktörlerinin mümkün olduğunca kontrol altına alınmasıdır.

Bunun için:

  • Sigara bırakılmalı
  • LDL kolesterol kişisel hedefe indirilmelidir
  • Tansiyon kontrol altında tutulmalıdır
  • Diyabet varsa etkin şekilde yönetilmelidir
  • Reçete edilen ilaçlar düzenli kullanılmalıdır
  • Sağlıklı beslenme benimsenmelidir
  • Uygun fiziksel aktivite yapılmalıdır
  • Kardiyak rehabilitasyon değerlendirilmelidir
  • Kardiyoloji kontrolleri aksatılmamalıdır

Kalp krizi sonrası ikincil korunma, tedavinin uzun dönem başarısının temel parçalarından biridir.

Kalp Krizi ile Reflü Nasıl Ayırt Edilir?

Reflü ve kalp krizi bazı kişilerde benzer göğüs şikâyetlerine neden olabilir.

Reflüde yemek sonrası artan yanma, ağıza acı veya ekşi su gelmesi ve yatmakla artan rahatsızlık daha sık görülebilir. Kalp krizinde ise baskı, sıkışma veya ağırlık hissi ve üst vücuda yayılan rahatsızlık daha tipik olabilir.

Ancak bu özellikler kesin ayrım sağlamaz.

Kalp krizi de mide yanması veya hazımsızlık şeklinde hissedilebilir. Bu nedenle daha önce yaşanmamış veya alışılmış mide şikâyetlerinden farklı yeni bir göğüs rahatsızlığını yalnızca reflü olarak değerlendirmek güvenli değildir.

Kalp Krizi ile Panik Atak Nasıl Ayırt Edilir?

Panik atak göğüs ağrısı, çarpıntı, nefes darlığı, terleme, baş dönmesi ve yoğun korkuya neden olabilir. Bu belirtilerin bir bölümü kalp krizinde de görülebilir.

Panik atakta yoğun korku ve hızlı solunum daha belirgin olabilirken kalp krizinde baskı veya sıkışma şeklindeki göğüs rahatsızlığı ve üst vücuda yayılma daha düşündürücü olabilir.

Ancak evde kesin ayrım yapmak mümkün değildir.

Özellikle ilk kez ortaya çıkan ciddi bir göğüs şikâyetini “panik ataktır” diyerek değerlendirmek doğru değildir. Kalp krizi de kişinin ciddi korku ve kaygı yaşamasına neden olabilir.

Ne Zaman 112 Aranmalı?

Yeni başlayan göğüs baskısı, sıkışması, ağırlık veya ağrı kalp krizini düşündürüyorsa belirtilerin geçmesini beklemeden 112 aranmalıdır.

Özellikle göğüs rahatsızlığına:

  • Nefes darlığı
  • Soğuk terleme
  • Bulantı veya kusma
  • Baş dönmesi
  • Bayılacak gibi olma
  • Kollara yayılan ağrı
  • Sırta yayılan ağrı
  • Çene veya boyuna yayılan rahatsızlık

eşlik ediyorsa acil değerlendirme önemlidir.

Kişi kendi aracıyla hastaneye gitmeye çalışmak yerine acil sağlık hizmetlerinden yardım istemelidir.

Kişi bilincini kaybetmiş ve normal nefes almıyorsa kalp durması düşünülmelidir. Bu durumda 112 aranmalı ve mümkünse temel yaşam desteğine başlanmalıdır.

Kalp Krizinden Korunmak Mümkün mü?

Kalp krizi riskini tamamen sıfırlamak mümkün değildir çünkü yaş ve genetik yatkınlık gibi değiştirilemeyen faktörler vardır. Ancak değiştirilebilir risk faktörlerinin kontrol edilmesiyle risk önemli ölçüde azaltılabilir.

Kalp sağlığını korumak için:

  • Sigara kullanılmamalı
  • LDL kolesterol kontrol edilmeli
  • Tansiyon takip edilmeli
  • Diyabet varsa iyi kontrol edilmeli
  • Düzenli fiziksel aktivite yapılmalı
  • Sağlıklı vücut ağırlığı korunmalı
  • Akdeniz tipi beslenme tercih edilmeli
  • Gerektiğinde kardiyovasküler risk değerlendirmesi yaptırılmalıdır

Kalp krizinden korunmada amaç yalnızca tek bir laboratuvar değerini düzeltmek değil, toplam kardiyovasküler riski azaltmaktır.

Sık Sorulan Sorular

Kalp krizi geçirirken konuşulabilir mi?

Evet. Kalp krizi geçiren kişinin bilinci açık olabilir, konuşabilir ve hatta yürüyebilir. Kişinin konuşabiliyor olması kalp krizi ihtimalini dışlamaz.

Kalp krizi sırasında tansiyon kaç olur?

Kalp krizinde herkes için geçerli bir tansiyon değeri yoktur. Tansiyon yüksek, normal veya düşük olabilir. Ciddi kalp kası hasarı veya kardiyojenik şok gelişirse tansiyon belirgin şekilde düşebilir.

Kalp krizinde nabız kaç olur?

Kalp krizinde nabız normal, hızlı, yavaş veya düzensiz olabilir. Belirli bir nabız değeri üzerinden kalp krizi tanısı koymak mümkün değildir.

Kalp krizi ağrısı gelip gider mi?

Evet. Kalp krizine bağlı göğüs rahatsızlığı sürekli olabileceği gibi azalıp yeniden ortaya çıkabilir. Şikâyetin geçici olarak azalması kalp krizini dışlamaz.

Kalp krizi sadece sol kolu mu ağrıtır?

Hayır. Ağrı sol kola, sağ kola, her iki kola, omuzlara, sırta, boyuna veya çeneye yayılabilir. Bazı hastalarda kola yayılan ağrı hiç olmayabilir.

Kalp krizi mide bulantısı yapar mı?

Evet. Kalp krizinde bulantı ve kusma görülebilir. Özellikle bunlara göğüs baskısı, terleme, nefes darlığı veya üst vücuda yayılan ağrı eşlik ediyorsa acil değerlendirme gerekir.

EKG normal olsa kalp krizi olabilir mi?

Evet. Özellikle NSTEMI veya belirtilerin erken döneminde ilk EKG normal olabilir. Klinik şüphe devam ediyorsa seri EKG ve troponin ölçümleri gerekebilir.

Troponin yüksekse kesin kalp krizi midir?

Hayır. Troponin kalp kasında hasar olduğunu gösterir ancak kalp krizi dışında farklı hastalıklarda da yükselebilir. Tanı, troponin değişiminin klinik ve diğer tetkiklerle birlikte değerlendirilmesiyle konur.

Kalp krizi geçiren herkese stent takılır mı?

Hayır. Stent gereksinimi koroner damarların anatomisine, tıkanıklığın yerine, kalp krizinin tipine ve hastanın genel durumuna göre belirlenir. Bazı hastalarda bypass veya farklı tedaviler gerekebilir.

Stent takıldıktan sonra kalp krizi riski tamamen biter mi?

Hayır. Stent mevcut kritik darlığı tedavi eder ancak ateroskleroz eğilimini ortadan kaldırmaz. İlaçların düzenli kullanılması ve risk faktörlerinin kontrolü yeni kalp-damar olaylarının önlenmesinde önemlidir.